“Sarı Öküz”

Söylenenin aksine, emekli ve muvazzaf askeri personelin adli mahkemelerde yargılanmasına ilişkin yakın tarihteki ilk örnekler, 18 Şubat 2006’da “Sauna Çetesi” ile 31 Mayıs 2006’daki “Atabeyler” adlı davalardır. Böylece belki de ilk defa muvazzaf askerler, sivil yargının karşına çıkmış, tutuklanmış ve yargılanmıştır.

9 Kasım 2005’de Şemdinli olayları oldu. Savcı tarafından hazırlanan iddianame adeta Ergenekon iddianamesinin bir prototipi gibiydi. İddianamenin yayımlanması büyük olay oldu. Davaya bakacak görevli mahkemenin adli mahkeme mi, askeri mahkeme mi olacağı tartışıldı. Konu oradan oraya gitti. Sonuçta adli mahkemeler ağır cezalara hükmetti.

Nedense, Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce, Mart 2007’de Özden Örnek’e ait olduğu iddia edilen “Günlükler” bir dergide yayımlandı. Ortalık epey karıştı. Özden Örnek, iddia edilen bu günlüklerin kendisine ait olmadığını açıkladı. Daha sonradan iddiaları tekzip ettiğini ve ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunmuş olduğu öğrenildi. 2003 – 2004 yılları arasında yaşanan bazı olayların bu günlüklerde yer aldığı ileri sürülüyordu.

TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu Raporu’na göre; bu konuda soruşturma açan Cumhuriyet Savcılığı yetkisizlik kararı vererek, soruşturma evrakını yetkili olduğunu düşündüğü Genelkurmay Savcılığına gönderdi. Genelkurmay Savcılığı, görev ve sıfattan dolayı, soruşturmanın başlatılması için evrakı, dönemin Genelkurmay Başkanı’na göndermişti. Genelkurmay Başkanı da iddia hakkında gerçek, somut ve tutarlı bir bilgi ve belgenin bulunmaması nedeniyle herhangi bir işlemin yapılmasına Ağustos 2008’den önceki dönemde gerek duymamıştı.

Bu olaydan, neredeyse bir yıldan fazla zaman geçtikten sonra, 5 Aralık 2009 günü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı iddia edilen “Günlükler” hakkında ilgili personelin ifadelerine başvurdu.

08 Mart 2009 tarihli 2. Ergenekon İddianamesinin 296. sayfasında iddia edilen “günlükler” ise şu şekilde yer aldı:
“Dönemin Kuvvet Komutanları’nın görev yaptıkları dönemde askeri müdahaleye zemin hazırlama yönünde diğer şüpheliler ile birlikte hazırlanan plan ve eylemlere iştirak ettikleri, ancak, 2004 yılı Ağustos ayında Mehmet Şener Eruygur’un emekli olmasına müteakip, bu yönde herhangi bir çalışma ve eylemleri tespit edilemediğinden adı geçenlerin bu döneme ilişkin eylemleri ile ilgili soruşturma evrakı tefrik edilmiştir.”

Bu yaşanan olaylardan şöyle bir değerlendirmeye ulaşılabilir:
2008 yılında; üç kuvvet komutanı ile jandarma genel komutanı hakkında bir soruşturma açılmasına elde somut deliller olmadan karar verilmesi elbette kolay değildir.

Dosya yetkisizlik kararı verilerek, Genelkurmay Savcılığına gönderilmişti. Genelkurmay Başkanlığı’nın dosyayı iade etmek yerine, dosyaya adli işlem yapsa, daha uygun olabilirdi. Eğer böyle yapılsaydı; ilerde Ergenekon ve Balyoz davası kapsamında gündeme gelecek iddiaların da askeri yargı tarafından soruşturulması ve kovuşturulması imkânı ile adil yargılama ilkesi de korunabilirdi.

Başbuğ, M. İlker, Suçlamalara Karşı Gerçekler, Kaynak Yayınları, s. 35, 36