Devlet Yöneticilerine Baskı

İddia makamı, mütalaada İlker Başbuğ’u “Devlet yöneticilerini baskı altına almak ve halkı devlet yöneticilerine karşı kışkırtmak” ile de suçlamaktadırlar.

Kamuoyu vicdanını da rahatsız ettiği görülmekte olan haksız iddiaların ne derece asılsız olduğu ve İlker Başbuğ ile ilgili olarak ileri sürülen iddiaların asılsız olduğuna ve görevini yasal mevzuat çerçevesinde yapmış olduğuna aşağıda belirtilen tanıkların dinlenmesi ile bir kez daha anlaşılabilirdi.

Cumhurbaşkanı Sn. Abdullah GÜL, TBMM Başkanı Sn. Cemil ÇİÇEK, Başbakan Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN, Başbakan Yardımcısı Sn. Beşir ATALAY, Milli Savunma eski Bakanı Sn. Vecdi GÖNÜL, Avrupa Birliği Bakanı Sn. Egemen BAĞIŞ, emekli Org. Sn. Işık KOŞANER, emekli Ora. Sn. Metin ATAÇ, emekli Org. Sn. Aydoğan BABAOĞLU ve emekli Org. Sn. Atilla IŞIK’ı neden dinleteceğimize ilişkin ayrıntılı açıklamada bulunulmuştur.

7,5 ay kadar bekleyen talebimiz 11.01.2013 tarihli duruşmada reddedilmiş, bu celseden sonra yapılan ilk celse olan 18.02.2013 tarihli celsede hazır edilen emekli Org. Sn. Işık KOŞANER, emekli Ora. Sn. Metin ATAÇ, emekli Org. Sn. Aydoğan BABAOĞLU ve emekli Org. Sn. Atilla IŞIK’ın CMK 178. Maddesi uyarınca dinlenilmesi talep edilmiş ise de talebimiz; bugüne kadar dinlenen tanıkların nitelik ve nicelik maddi gerçeği vuzuha çıkarmaya yeterli olduğu gerekçesiyle tekrar reddedilmiştir. Mahkeme, bu uygulaması ile açık ve net yasa kuralı çiğnemiştir.

Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın Beyanları

05 Ağustos 2012 tarihinde bir televizyon kanalında;

İlker Başbuğ’a yöneltilen suçlamalarla ilgili olarak “… Biz haftada bir Genelkurmay Başkanıyla rutin görüşmeyi yaparız. Her hafta fevkalade bir durum olmadığı sürece ve bu haftalık görüşmelerimizi zaten bir rutine bindirmiş iktidar olarak sürdürmüş bir partiyiz böyle bir durumumuz var ve burada da biz hakikaten yani şu 10 sene içinde gerek Hilmi paşamın döneminde gerek Büyükanıt paşamızın döneminde gerek Başbuğ paşamızın dönemindehepsiyle de bu çalışmalarımızı biz gayet başarı bir şekilde yürüttük Ha birbirimizin düşüncelerini kabul etmediğimiz katılmadığımız zamanlar olmuş olabilir doğrudur. Ama bu çalışmalar gayet iyi bir eksende yürüdü başarılı yürüdü bakın ben En son mesela dönemde söyledim İlker Paşamızla alakalı da ben YAPILAN BENZETMELERİ VE YAKIŞTIRMALARI DA ASLA DOĞRU BULMUYORUM. YANİ BİR ÖRGÜT ELEMANIYMIŞ, BİR ÖRGÜTÜN MENSUBUYMUŞ GİBİ BU TÜR YAKLAŞIMLARI bi defaKESİNLİKLE ÇOK ÇOK ÇİRKİN BULUYORUM. Yani Türk Silahlı kuvvetlerinde Genelkurmay Başkanlığı makamına gelmiş bir insan için bu tür bir yakıştırmanın bu tür bir benzetmenin DOĞRU OLMADIĞINI ve İNSAF DIŞI OLDUĞUNU kesinlikle düşünüyorum. Ve daha önce de söyledim tutuklu yargılanmasını dahi bakın yargıda olmasına rağmen söylüyorum.DOĞRU BULMUYORUM” değerlendirmesinde bulunmuştur.

01 Şubat 2013 tarihinde Habertürk Teke Tek programında;

Başbakan: Türk Silahlı Kuvvetleri bir örgüttür ama terör örgütü değildir.

Başbakan: Biz bu süreç içersinde özellikle başta Genelkurmay Başkanım olmak üzere…

Fatih Altaylı: İlker Başbuğ

Başbakan: Evet, diğer generallerimiz emekli olsun, muvazzaf olsun yani hiçbirisine bir defa kalkıp da, yani bir alışılmış anlamda bir ‘terör örgütü mensubu’ demek, bir defa çok çok ciddi bir yanlıştır, yani bu affedilemez. Yani şu anda kendileri bulundukları makam itibarıyla yani kendilerini sağlamda görseler bile tarih onları affetmez.

Sn. Egemen Bağış’ın Beyanları

13 Ağustos 2012 tarihinde;

“Sn. İlker Başbuğ’u korgeneralliğinden bu yana tanırım. Bir küçüğü olarak, bir kardeşi olarak ve Gnkur. Bşk.lığı sırasında attığı bazı çok önemli adımları takdir eden bir kişi olarak, ben de onun tutuklu yargılanmasına üzülüyorum. Bazı şeyler unutuluyor. Gnkur. Bşk. olduğu hafta, Güneydoğu’ya gidip, oradaki Kürt vatandaşlarımızın içine girip onların sırtını sıvazlayan, sakallı dedelerle, başörtülü ninelerle birlikte oturup sohbet eden, Diyarbakır’daki sivil toplum kuruluşlarını toplayıp onlarla diyalog kuran bir Genelkurmay Başkanıydı.”

Sn. Bekir Bozdağ’ın Beyanları

28 Şubat 2013 tarihinde CNN Türk:

“Sn. İlker Başbuğ ile ilgili iddianamede o nitelendirmenin fevkalade yanlış olduğunu hep söyledim. Esasında o nitelendirme yani terör örgütü üyesi olarak nitelendirmesi bu davaların meşrutiyetine de gölge düşürmüştür. Bu davaları Türkiye Kamuoyunda tartışmaya da neden olmuştur. Çünkü Türkiye’de hiçbir vatandaşımız bu davalara destek veren insanlarımız dahi böyle bir nitelemeyi kabul etmiyorlar, yakıştırmıyorlar…”

Sn. Mehmet Ali Şahin’in Beyanları

“Şu anda cezaevinde tutuklu Eski Genelkurmay Başkanlarımızdan Sn. İlker Başbuğ’un beraat etmesini diliyorum. Orda olmasında da kişisel olarak üzüntü duyuyorum.”

Türkiye Cumhuriyetinde devlet protokolü açısından 4 no.lu sırada bulunan bir kişinin, devletin üst düzey yöneticilerini tanık olarak göstermesinden daha doğal bir şey olamaz.

Ancak, burada doğal olmayan başka bir şey vardır.

Tanık olarak dinlenilmeleri istenen üst düzey devlet yöneticileri, kendileri tarafından Genelkurmay Başkanlığı görevine getirilen kişinin, iddiaya göre; baskı altına almaya ve halkı kendilerine karşı kışkırtmak çalıştığı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin başı ve üyeleridir.

Eğer ileri sürülen bu iddia ciddiyse ve Türkiye Ciddi bir hukuk devletiyse, mağdur durumda oldukları düşünülen bu üst düzey devlet yöneticilerinin; iddia makamının talebi ile Mahkeme tarafından kamu tanıkları olarak dinlenmeleri gerekirdi.

Ama, Türkiye’de hukuk alanında o kadar büyük hukuk cinayetleri yaşanıyor ki, bunların sonucu olarak da mağdurların sanık tarafından tanık gösterilmesi gibi, dünyada emsali bulunmayan hukuk garabeti de ortaya çıkabiliyor.